Ahmet İnam ahmet.inam@aksam.com.tr

kategori2

Türkan Hoca

Değerlerimizi değerlendirebiliyor muyuz? Aynı ulusun insanları, aynı gezegenin varlıkları olarak ortak değerlerimiz var. Bu değerlerin farkında mıyız? Bu gezegende hayat devam edebiliyorsa, bu durumu sağlayan değerler nelerdir? Zaman zaman türlü açılardan eleştirilebilir özellikleri içinde de olsa, hala sanat, bilim, felsefe ve inanç düzenleri varsa dünyada, hangi değerler üstünde yükselmekte acaba insanın oluşturduğu bu kültür? Yoksa bu gezegenin manevi yaşamı değerler üstünde yükselmiyor mu? Bu dünyadaki ortak yaşam, hep değerlere değil de güce dayalı bir yaşam mıydı?

İnsan olarak sahip olduğumuzu düşündüğümüz evrensel değerlerin yanında, belli bir topluluğa, o topluluğun tarihine, kültürüne sahip çıkmaktan kaynaklanan değerlerimiz de var. İlkine hep değer, ikincisine biz değer diyelim. Örneğin dürüstlük, yardımseverlik, sevgi, cesaret, güvenirlilik, saygı... hep değerlerdir, bir yoruma göre. Belli bir yaşam biçiminin töresel özelliklerinden kaynaklanan adetler, alışkanlıklar, biz değerleri oluşturur.
Ülkemiz, elbette ki tarihinden gelen nedenlerle farklı siyasal inançlara sahip topluluklardan oluşuyor. Bu toplulukların bir bölümü siyasal partilerce temsil ediliyor, bir bölümü ise henüz kendini temsil edecek güvendiği bir partiye sahip değil. Bu toplulukların bir bölümü biz değerlerini hep değer sanıyor! Neden giriyoruz birbirimize? Kendi dünya görüşümüzün değerlerini evrensel değerler olarak saydığımız için. Örneğin tarih boyunca kendi inanç grubunun dinsel değerlerini herkesin değerleri olarak kabul edince, kendin gibi olmadığını, kendi topluluğundan olmadığını düşündüğün birini 'kafir', 'hain' ilan etmeye başlayabiliyorsun.

Oysa senden farklı biz değerlerine sahip biriyle ortak hep değerlere sahipsin. Sendeki biz değerlerini insanın bu gezegendeki yaşamını zenginleştirip, güçlendirecek hep değerleriyle karşılaştırıp, gözden geçirerek yenileyemedikçe, diğer insanların biz değerlerine düşman olma eğilimini kolay kolay ortadan kaldıramazsın.
İşte bu noktada Türkan Saylan Hoca'nın kültürümüzde tuttuğu yerin önemi anlaşılıyor. Bilime ve insana verdiği değer, o zamana dek hekimlerin bile dokunmaktan kaçındığı cüzzamlı insanlara dokunma cesareti, onları yalnızca bir hasta değil, hayatın içinde var olma savaşı veren insanlar olarak görerek onlara yardım etme çabası, onu biz değerlerini aşan hep değerlerin ardında koşan bir insan yapan gerekçelerden bazıları.
Yaşama sevincini hiç yitirmeyişi, mizah duygusundan uzak olmayışı, hayata naif bir duruşla, içindeki şefkati hep canlı tutuşu, onu yılgın, karamsar, tembel aydınlardan ayırıyor. Bir hekim olarak, korkulan, kaçılan hastaların üstüne gidiyor: Onlarla insanca ilişkiler kuruyor. Aileleriyle, çevreleriyle ilgileniyor. Sıradan, herhangi bir memur hekim olmak istemiyor. Meraklı. Sorgulayıcı. Adalet duygusuna sahip. Eleştirel. Eğitime adadığı yaşamı içinde verdiği mücadele, kurduğu dernekle zulüm görmüş kadının çilesine son vermeyi amaçlıyor, kız çocuklarını okutmayı hedefleyen bir temel görüş etrafında hizmet veriyor. Gençlere söyledikleri düşündürücü: 'Kendiniz olun!' Çünkü bu ülke biz değerlerini hep değerler doğrultusunda ancak kendisi olabilmiş insanlarıyla başarabilir. Bunun için otoriteye boyun eğmeyen, sakin ama inatçı yapısıyla, kendisi olmaya çabalayan insanlar yetiştirmeyi amaçlıyor. Kendisi olan insanlar, cumhuriyetin değerlerini hep değerler düzeyine çıkaracak, bu gezegendeki yaşama katkıda bulunan bireyler olacaklardır.

Türkan Hoca'da düşünce, duygu, eylem birlikteliğini gördük. Düşündüğü, duyduğu gibi yaşamaya çabaladı. Hastalığınla kardeş olduğunu söylüyordu. İyi geçinmeye çalıştığı bir kardeş. Hastalığı ile iyi bir hekim oldu. Hastalığı ile iyi bir eğitmen, iyi bir insan. İnsanın hastalığı ile nasıl yaşayabileceğini gösterdi. Hastalığın Nietzsche'nin deyimiyle nasıl büyük bir sağlığa dönüştürebileceğinin örneğini verdi. Güzel yaşadı, güzel öldü. Yaşama hazır olduğu için ölüme hazırdı. Salt aydın biri değildi, bilgeydi.
Onu daracık, çıkarcı biz değerleriyle misyoner, hain ilan edenler, yazık ki sıkıştıkları karanlık dünyalarının hep değerlerine ne denli gereksinimi olduğunu umarım bir gün anlayacaklardır. Kendi değerlerini yüceltmek yerine başkalarının sahip olduğu değerleri sürekli çarpıtarak, karartarak, aşağılayarak yaşayan bu ülkenin bir kısım insanları, ülkelerine kimselerin edemeyeceği bir kötülüğü ettiklerinin farkında olduklarında umarım vakit geçmiş olmayacaktır.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3