AKŞAM | GUNCEL | 10 MAYIS 2009, PAZAR
Güneşin tam tepede olduğu saatler. Katliamın yaşandığı Mardin Bilge Köyü'nde iğne atsanız yere düşmüyor. Canlı yayın arabaları, taziyeye yakın köylerden gelenler, şov yapmak için gelen Gani Rüzgar Şavata gibi isimler. Tüm bu karmaşa içinde kadınların toplandığı bölüm nispeten sakin. Benim gözlerim Asuman'ı arıyor. Hatırlayacaksınız, hani annesini, kardeşlerini kocasının yakınlarının öldürdüğü, babasının evinde kalmak için ısrar eden 21 yaşındaki gencecik kadın.

Katliamda ailesini kaybeden Asuman: Çocuğumu bir daha görmeyeceğim
Onu bir grup kadının ortasında buluyorum. Sıcağa inat kat kat giyinmiş. 'Dışarıdan hiçbir şey beni etkilemez artık' demek istiyor sanki. Yavaşça yanına oturuyorum. 'Başın sağ olsun' diyorum. Hemen sarılıyor bana. Sonra konuşmak istemediğini söylüyor. Gözler kupkuru, yaş kalmamış artık!
'Ama Anneler Günü' diyorum; 'Başka annelerin başına böyle şeyler gelmemesi için belki de faydası olur söyleyeceklerinin.' İlk kez gözlerime bakıyor: 'Sahi....'
ANNELER GÜNÜ MÜ!
- Anneler Günü sana bir şey ifade ediyor mu?
Anneler Günü mü? Hiç fark etmemişim. Sahi yarın Anneler Günü. Ben annemi kaybetmişim. Ne önemi var artık!
- Geçen yıl anneler gününü kutlamış mıydın?
Anneme üzerinde 'canım annem' yazan bir eşarp bir de etek almıştım. Çok sevinmişti. Oysa şimdi toprağın altında. Böyle adalet olur mu? Ben annemi, anneler gününden hemen önce kaybettim. O yüzden anneler gününü hiç unutmayacağım.
- 1,5 yaşında bir çocuğun var. 3 aylık da hamilesin. Yani senin de günün yarın...
Evet, geçen sene eşim çocuğum adına bana kırmızı bir gül almıştı. Şimdi her şey nasıl değişti. O hapiste. Çocuğuma ise hayatımın sonuna kadar bakmayacağım. Hep halası bakacak. O aileden bir çocuğa bakamam artık.
- Peki ya karnındaki bebek?
O hele bir doğsun. Allah büyüktür.
- Eşini affedebilir misin?
Onu çok seviyorum ve suçsuz olduğuna inanıyorum. O, orada değilmiş. Zaten bilse annemin ve kardeşlerimin öldürülmesine asla izin vermezdi. Biz birbirimizi severek evlendik. Hayatımın sonuna kadar başka kimsenin eşi olmayacağım ama eşimle tekrar birleşir miyiz bilmiyorum.
- Bu köyde kalmaya kararlı mısın?
Kesinlikle. Hayatımın sonuna kadar bu köyde kalacağım ve babama bakacağım. Burası evim. Beni kimse hiçbir yere götüremez.
- Sence neden oldu tüm bunlar?
Valla kimi 'toprak kavgası' diyor,
'kimi namus' davası diyor. Hiçbiri değil. Biz bu köyün insanlarıyız, biliyoruz. Hiç öyle şeyler yoktu burada. Şeytan kandırdı bunları. Başka açıklaması yok! Ah bir fark etseydim önceden engellemek için elimden gelen her şeyi yapardım.Nagehan ALÇI
DENİZ SEKİ ANNESİNE MEKTUP YAZDI- TIKLAYIN
Eşine annelik yapan Şükran Balkanlı:
SEDAT'IMI KAYBETTİM ONSUZ NE ÖNEMİ VAR Kİ!
Sedat Balkanlı, bir zamanların ünlü futbolcusu. Galatasaray ve Fenerbahçe'de top koşturduğu yıllarda hafızalarımıza kazındı. Başarılıydı ama hepsinden önemlisi çok gençti; 'Ölüm ona yakışmadı' denecek kadar genç. Sedat, doktorların 'En fazla 2 yıl yaşar' dediği ALS hastalığı ile tam 12 yıl savaştı. Bunu eşi Şükran Hanım'ın ve çocuklarının ilgisi ve sevgisiyle başardı. Sedat, geçtiğimiz günlerde hayata veda etti.
Eşi Şükran Balkanlı, yine yılın annesi seçildi. Daha dün bir kuruluşun verdiği 'Yılın Annesi' ödülünü eve getirip, sehpanın üzerine koydu. Kaç defa yılın annesi seçildiğini hatırlamıyor bile. Şükran Balkanlı, 'Sayıları o kadar çok ki, gerçek sayıyı tam bilemiyorum' diyor ve devam ediyor: 'Bu, Sedat'mı kaybettikten sonraki ilk Anneler Günü. Onsuz, hiçbir anlamı yok. Sedat benim üçüncü çocuğum olmuştu. ALS'ye yakalandıktan sonra, yine eşimdi ama aynı zamanda çocuğum olmuştu' Şükran ve Sedat çiftinin iki oğlu var; 17'sinde Uğur ve 18'inde Efe.
Şükran Balkanlı, Anneler Günü'nü sevinçle değil, hüzünle karşılıyor. Sükran Balkanlı hissettiklerini, 'Oğullarımıza, babanız sizin küçük kardeşiniz derdim. Sedat da bunu bilirdi ve dolayısıyla, her Anneler
Günü'nde, Sedat da Anneler Günü'mü, çiçeklerle ve hediyelerle kutlardı. Çocuğumu kaybettim. Anneler
Günü'nün bu yıl anlamı yok' diye anlatıyor.
Şükran Hanım'ın son mesajı da, onu arayıp, panik halde 'Sedat bu hastalıktan mı öldü?' diye soran ALS hastalarına: 'Korkmayın, Sedat ALS'den ölmedi. Onu kanserden kaybettik. Aynı moralle mücadeleye devam edin.' Avni BAŞOĞLU
Oğlunu şehit veren Semih'in annesi Fadime Balaban:
O GELMEYECEK BEN ONA GİDECEĞİM
Türkİye onu, resmi üniformayla poz verdiği vesikalık fotoğrafı gazete sayfalarına taşındığında tanıdı. 28 Nisan'da, İstanbul Bostancı'da, 'Devrimci Karargahevleri' hücre evine yapılan baskında şehit olan Emniyet Amiri Semih Balaban'ın, annesi Fadime Balaban'ı Anneler Günü öncesi, AKŞAM evinde ziyaret etti. Semih Balaban, 60'larındaki Fadime Hanım'ın üç çocuğundan biriydi. 'Evlat acısı çok zor' diyerek başlıyor söze: 'Çatışma sabahı oğlumu aradım. Sesini duymak istedim. Annelik hissi mi başka bir şey mi bilmiyorum. O saatlerde ya evde uyuyor olur ya da görev başında. Telefon çaldı, meşgule düştü. Gelinimi aradım. O, bana 'Televizyondan mı duydun?' diye sorunca, evladımın başına kötü bir şey geldiğini anladım. Sonra büyük oğlum geldi. Televizyonu açacaktık ki. Mutfaktan çatırtı geldi. Dışarı çıktık. Allah oğlumun haberini duymamı istemedi.'
Sesim titresin istemezdi
'Ailemizde şehit yoktu. Allah evladımın şehitlik mertebesine ulaşmasını istedi. Hakkari'de arkadaşıyla bindiği panzer devrildi. Arkadaşı ağır yaralı kurtuldu. Hep, oğlum için dua ederdim. Bana çok düşkündü. Her Anneler Günü'nde gelir, halimi hatırımı sormayı eksik etmezdi. Üzülmemi, sesimi titremesini istemezdi. Yarın onun mezarına gitmek istiyorum. Her sene o gelirdi. Bu sene ben onu ziyaret edeceğim.' Zana YAVUZ