Münevver Karabulut, 56 gün önce hunharca öldürüldü, kafası bedeninden ayrılıp çöp konteynerine atılmış olarak bulundu. Kamuoyunu derinden sarsan bu dehÅŸet verici cinayetin bir numaralı sanığı, Münevver'in erkek arkadaşı Cem GaripoÄŸlu ise halen firari.
Münevver'in babası, baktı ki faillerin bulunmasına yönelik ümit verici bir geliÅŸme yok, kah yürüyüÅŸ yapacağım, kah Taksim'de kendimi mi yakayım diye medyaya beyanat veriyor... Çok da iyi ediyor. Yoksa, pek çok sefer ÅŸahit olduÄŸumuz gibi, hadisesi bol memleketimizde her ÅŸeyin unutulup zamanaşımına uÄŸraması an meselesi.
İlginçtir, Facebook'ta Münevver için oluÅŸturulan gruplar, bu cinayetin bir numaralı takipçisi haline geldi. AyÅŸe Arman'ı da harekete geçiren, internetteki sosyal ağın gücü oldu. Arman, taraflarla konuÅŸmaya karar verdi. Taraflardan biri de İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'tı...
Ancak Cerrah, bu 'mini telefon sohbeti'nde kendi sonunu getirecek çok talihsiz sözler sarf etti. 'Kızlarını neden takip etmediklerini de söylediler mi size?' ÅŸeklinde girizgah yaparak, piÅŸkince 'E takip etselermiÅŸ kızlarını... Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?' dedi...
Ölümü kabullenmeye çalışan, ancak kızının ölüm ÅŸeklini düÅŸündükçe, bedeninin nasıl parçalara ayrıldığını hatırladıkça çıldıran babanın, bu satırları okurken bir kez daha acılı bir hayvan gibi bağırdığına eminim.
BU MU SUÇLA MÜCADELE?
Emniyet Müdürü bu, sokaktaki adam deÄŸil, herhangi bir memur deÄŸil... Failleri yakalanmamış korkunç bir cinayet hakkında böyle konuÅŸabiliyor. İşte Münevver'i, asıl bu sözler öldürüyor. Asıl bu sözler, ailesini kahrediyor, kamu vicdanını sarsıyor. Asıl bu sözler, suçla mücadele ettiÄŸini iddia eden bir insanın, neredeyse suça teÅŸvik ettiÄŸinin resmi haline geliyor: Kızlarını başıboÅŸ bırakan aileler, cesedi çöpte bulunursa sizin sorununuz!
Sayın Cerrah, eÄŸer bu cinayetle ilgili bir bildiÄŸiniz varsa, o zaman derhal açıklama yapın. Çünkü sözleriniz, kurbanın ailesini suçlayıcı nitelikte. Resmen 'kızlarının öldürülmesine göz yumdular' diyorsunuz. EÄŸer kurbanın ailesini suçlayacak deliliniz yoksa, o zaman öldürülmüÅŸ bir genç kızın bedenini kendi ayaklarınızla çiÄŸnediÄŸinizi bilin.
Sayın Cerrah, sizin de iki çocuÄŸunuz var. Bu korkunç sözleri sarf ederken bir an olsun durup düÅŸünmediniz mi, acaba benim başıma aynı ÅŸey gelse ne yapardım diye?
Dünyanın, insanoÄŸluna has canavarlığın binbir haline mesleki yaÅŸamınızda defalarca ÅŸahit olmadınız mı?
Ama yok... Sizin 'aile' kavramınıza göre kızlarla erkeklerin arkadaÅŸlık yapması, suç anlamına geliyor herhalde. Bu sözleri sarf edebildiÄŸinize göre, içinizde, bankta otururken öpüÅŸen çiftlerin kafasına cop indiren bir polis yaşıyor olmalı!
Sayın Cerrah... Geçen hafta görülen Dink davasında bir tanık, sizi cinayetten haberdar olmakla suçladı. Bu konuda sessizliÄŸinizi koruyorsunuz, tanık olarak dinlenme talebiniz reddedildiÄŸi için belki rahatsınız...
Ama siz o görevde bulunduÄŸunuz sürece pek çok kiÅŸi rahat edemeyecek, bunu da bilin.
Not: Celalettin Cerrah, baÅŸta Karabulut cinayeti, pek çok nedenle istifa etmesi için blog sitesi açılan ilk Emniyet Müdürü olma ÅŸerefine erdi. (http://cerrahistifa.blogspot.com/)
ORG. BAÅžBUÄž'A AÇIK MEKTUP
Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ'un Harp Akademileri konuÅŸmasından önce ErdoÄŸan AktaÅŸ, Habertürk'te 'Türk medyasının inanılması güç ve hatta anormal denecek alışkanlıkları'na dikkat çekmiÅŸti: '... Bir yandan Türkiye'de askerin siyasete bulaÅŸmaması gerektiÄŸi yazılıyor, konuÅŸuluyor, tartışılıyor, öte yandan askerlere siyasetin tam göbeÄŸinden sorular soruluyor...'
Neyse ki BaÅŸbuÄŸ, o gün gazetecilerin 'garip alışkanlıkları'nı tatmin edecek bir fırsat yaratmadı. Ancak 'güncel konuları' ele almayı bu haftaya erteledi. Yarın, Ankara'da bir grup gazeteciye Ergenekon ve DTP'yle ilgili açıklamalar yapması bekleniyor.
KeÅŸke BaÅŸbuÄŸ, yargıyı, siyaseti ilgilendiren konularda hiç açıklama yapmasa... 'Harp Akademisi açılımı'nın samimiyetine ve doÄŸruluÄŸuna inanmak için buna ihtiyacımız var. Bazı ÅŸeylerin olumlu anlamda deÄŸiÅŸtiÄŸine o zaman inanabiliriz.