GeçtiÄŸimiz hafta ekonomiyle ilgili önemli veriler açıklandı. Son çeyrekte yaÅŸanan yüzde 6,2'lik daralmayla birlikte, 2008'e ait yıllık büyüme yüzde 1,1 olarak gerçekleÅŸti. Muhtemelen bu rakamlar da ilerleyen zamanlarda revize edilecektir, fakat tablonun çok deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini düÅŸünüyorum. 2009'un ilk çeyrek verileri de üç ay gecikmeli olarak haziran ayı sonunda açıklanacak. 2009 ilk çeyrek büyüme rakamının da parlak geleceÄŸini sanmıyorum. Zira önemli bir öncül gösterge olan istihdam ve sanayi üretim rakamları pek parlak gelmiyor. ÖrneÄŸin 2009 Ocak ayına iliÅŸkin sanayi endeksi deÄŸiÅŸimi eksi yüzde 21,3, imalat sanayii endeksi deÄŸiÅŸimi ise eksi yüzde 24,2 gelmiÅŸti. Yine aynı ÅŸekilde imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı 79'dan 64'e düÅŸtü. Mart ayında önemli bir iyileÅŸme olmadıysa bu göstergeler daralmanın süreceÄŸini iÅŸaret etmektedir. Yukarıdaki grafikte baÅŸ aÅŸağı giden eÄŸrinin nerede duracağı ve nerede terse döneceÄŸi belli deÄŸil. Her ÅŸeyden önce krizin yarattığı belirsizliÄŸi ortadan kaldırmadan ekonomiyi canlandırmak mümkün görünmüyor.
Åžubat ayı itibarıyla, yıl sonu hedefini aÅŸan bir bütçe açığıyla karşılaÅŸtık. Artık bütçe hedeflerinin revize edilmesi kaçınılmaz olmuÅŸtur. Buna IMF cephesindeki belirsizlikleri de eklediÄŸimizde, beklenti yönetiminin ve ekonomik aktörlerin geleceÄŸe yönelik karar alma süreçlerinin zora girdiÄŸi ortadadır. DüÅŸünün ki bir bankanız var. VereceÄŸiniz kredileri hangi vadeyle ve hangi faiz oranıyla düzenleyeceksiniz? Bankadan kredi kullanan biriyseniz de aynı sorulara yanıt bulmak zorundasınız. Ev ya da araba alacak bir tüketiciyseniz de alım için fiyatın ve zamanın doÄŸru olup olmadığını bilmeniz gerekir. Kısacası kim olursanız olun belirsizlik korku ve kaygı yaratır. Aynı korkular tüm bireyleri ve kuruluÅŸları etkilediÄŸi için de piyasada para da iÅŸ de dönmez. İstihdam artmaz, çarklar durur...
Belirsizlik aynı zamanda spekülasyona ve fırsatçılığa çanak tutar. Göstergelerin gelecekteki deÄŸerlerine iliÅŸkin içerden bilgi alabilme ayrıcalığına sahip olanların, diÄŸer oyunculara karşı avantaj elde etmesine neden olacağı için, belirsizlik rekabete ve güvene de zarar verir. Herkesin hesabını kitabını saÄŸlıklı bir ÅŸekilde yapabilmesi ve piyasalarda likiditenin yeniden saÄŸlanabilmesi için bu belirsizliklerin bir an önce halledilmesi gerekir. Her geçen zaman ekonomik kayıplara neden olmaktadır.
Bu hafta deÄŸinmek istediÄŸim bir diÄŸer konu da otomotivdeki vergi indirimini takiben artan otomobil fiyatları. Acaba gerçekten otomotivdeki fiyat artışlarının haklı gerekçeleri var mı? EÄŸer gerekçe düÅŸen kar marjları ise vergi indirimi zaten bu marjları yükseltmiÅŸtir. Fakat konunun bir de diÄŸer yönü var. Vergi indirimini takiben alıcıların otomobil bayilerinde kuyruk oluÅŸturması, yastık altında veya banka hesaplarında piyasaya akmayan bir paranın olduÄŸunu göstermektedir. Kim haklı kim haksız bilemem, fakat ÅŸunu biliyorum: EÄŸer güven yeniden tesis edilirse, yastık altında duran paraların piyasaya dönmesi ve ekonominin canlanması ihtimali vardır. Mademki ihracattan ümidi kesiyoruz; ki en büyük müÅŸterimiz olan AB'ye satışlarımızdaki düÅŸüÅŸ onu gösteriyor, öyleyse iç talebe yüzümüzü döneceÄŸiz.
EÄŸer hükümet bu güveni baÅŸarılı bir ÅŸekilde tesis edebilirse çarkların dönmesi için kamunun doÄŸrudan müdahalesine olan ihtiyaç da azalacaktır. Böylelikle likidite yeniden saÄŸlanabilir. Yok, eÄŸer bu baÅŸarılamaz ise çarkların dönmesi için en büyük diÅŸli olan kamu devreye girmelidir. Kamu alımları, altyapı çalışmaları ve artı deÄŸer yaratabilecek alanlarda kamu istihdamı gibi vasıtalarla devletin ekonomiyi canlandırması gerekecektir. Yerel seçimlerde kan kaybeden iktidarın genel seçimlerdeki kaderi biraz da önümüzdeki dönem ekonomide göstereceÄŸi performansa baÄŸlıdır.