Tabloid gazetecilik duyarlılığı ile haber kovalayanlar ve özellikle de dedikodu yazarları, birçok durumda toplumdaki trendleri ilk önce görüp yazarlar.
İşte bu gerçek nedeniyle bir zamanlar New York Times gazetesinin yayın yönetmeni olan Max Frankel, kendisine 'Sabah iÅŸe geldiÄŸinizde ilk olarak hangi gazeteyi okursunuz?' diye sorulduÄŸunda, herkesin beklediÄŸi gibi 'Washington Post' dememiÅŸ, 'New York Post' demiÅŸtir.
New York Post, tabloid gazeteciliÄŸi çok iyi yapan ve müthiÅŸ de dedikodu sayfaları bulunan bir Rupert Murdoch gazetesidir. Yayın yönetmenine 'Peki neden New York Post?' diye sorulunca da, 'Çünkü sadece o gazete New York gibi dinamik, devamlı deÄŸiÅŸen bir ÅŸehirdeki son trendleri, yeni sosyal alışkanlıkları yakalamayı baÅŸarıyor' cevabını vermiÅŸtir.
Ben bunu bildiÄŸim için, bir süre önce gazetede mutlaka saÄŸlam bir dedikodu yazarı bulunması gerektiÄŸini söylemeye baÅŸladım. Hatta sadece İstanbul'a deÄŸil, Ankara'ya da bir dedikodu yazarı oluÅŸturacaktım. Medya dünyası da dedikodunun ilgi alanlarından baÅŸta gelenidir. O nedenle Ankara'da yazdırmaya baÅŸlayacağım dedikodu yazarı sadece bürokratlar ve siyasetçiler ile ilgili deÄŸil, Ankaralı gazeteciler hakkında da yazılar yazacaktı.
O sırada TuÄŸçe Tatari ile tanıştım. Zekası ve gazetecilik ruhu ile daha da önemlisi birikimi ile bu zor iÅŸin altından kalkacak gibi görünüyordu. Nitekim haksız da çıkmadım, kısa sürede çok saÄŸlam bir yazar oldu.
Tek dezavantaji var; genç olması... Tabii diyeceksiniz ki 'Bu da dezavantaj olur mu?'. Ama ÅŸöyle düÅŸünün; eÄŸer TuÄŸçe hayatının bir bölümünü benim gibi New York'ta, ÅŸehrin en dinamik yıllarında geçirmiÅŸ, Clay Felker gibi bir editörü ve Tom Wolfe gibi bir yazarı tanımış, New Yorker dergisinin havasını bir solumuÅŸ da olabilseydi ÅŸimdi sadece Türkiye'de deÄŸil, dünya ölçeÄŸinde bir trend yazarı olabilirdi.
Belki hala daha olmak için önünde fırsat vardır. Kimsenin yaşını, gençliÄŸini kendisine karşı kullanacak filan deÄŸilim ama biraz yaÅŸ alınca tecrübeyle gelen bir 'hatırlama' avantajınız oluyor.
TuÄŸçe, pazar günü 'Sosyete camii açılışını kutluyor' baÅŸlıklı çok ilginç bir yazı yazdı. Ama hatırlama avantajı bulunmadığından, hatırlayan bir yazarın elinde çok daha farklı boyutlara çekilip bir yazı klasiÄŸi haline getirilebilecek konuyu da bence harcamış oldu.
Yazıda anlatılanlar bana Tom Wolfe'un 'Radical chic' baÅŸlıklı yazısını hatırlattı. İlk önce yazının konusunu oluÅŸturan ortam ve zamanı bir hatırlayalım.
1960'lı-70'li yıllarda New Yok entelektüelleri arasında radikal fikirler çok popülerdi. Radikal düÅŸünüp konuÅŸmayı çok severlerdi ama iÅŸ radikalizmin gereÄŸini yapmaya yani siyasi müdahaleye gelince rahatlarını pek bozmazlardı.
Marksist ve özellikle Troçkist fikirler, ÅŸehirde trendlere uymak isteyen her entelektüelin bilmesi gereken konular arasına girmiÅŸti.
İşte o günlerde bu iÅŸin siyasetiyle uzaktan yakından alakası olamayacak bir insan olan Leonard Bernstein, radikallerin en radikali olan 'Siyah Panterler' ÅŸerefine evinde bir parti verdi. Beyazlara düÅŸmanlık beslemekte olan 'Siyah Panterler'in partisine, ÅŸehrin beyaz entelektüel sınıfının tüm önde gelen isimleri çaÄŸrıldı. Üstelik partinin yapıldığı ev ÅŸehrin aristokrasisinin oturduÄŸu Park Avenue'deydi. Tom Wolfe'un o zaman yazmakta olduÄŸu New York dergisinin dahi editörü Clay Felker davetiyeyi görünce partiden haberdar oldu ve kendi yerine Tom Wolfe'u gönderdi.
Wolfe, yaÅŸam biçimleriyle, hayattan beklentileriyle, arzularıyla, tavırlarıyla kendileriyle hiçbir alakası olamayacak 'Siyah Panterler' grubunun üyeleriyle, beyaz entelektüellerin nasıl davranıp konuÅŸtuklarına ÅŸahit oldu. Ve derginin kapak yazısını yazdı. 'Radikal şıklık' kavramı böylece doÄŸdu. Kavram, gazetecilik ve edebiyat tarihine geçti.
Ben Zeynep FadıllıoÄŸlu'nun projesini yaptığı sosyete camiinin açılışını kutlamak için 3 gün 3 gece organizasyon yapılmış olmasını ve BaÅŸbakan'ın da katılmasının beklenmesini 'Radical chic'in anlattığı olaya benzeyen unsurlar içerdiÄŸini düÅŸünüyorum. Tabii ki bu kez şıklık radikal filan deÄŸil, 'Dinci şıklık' (Religious chic)...
Şık olanı bulup ortaya çıkaranlar ve her döneme uygun olarak bunun gereÄŸini de yapanlar, deÄŸiÅŸen koÅŸullara uygun hareket etmeyi iyi becerirler. Görülen o ki; Türkiye bu 'Dinci şıklık' kavramı doÄŸrultusunda hayli ilginç deneyler yapacak. Bu geliÅŸmeleri yazacak gazetecilere de ihtiyaç var.
Haber istemiyoruz. Sadece, gazeteci gidecek o partiye, partinin bir parçası olacak hatta haberi yaratanların arasında yer alacak (Gonzo olacak. Hunter Thompson'un anısı önünde saygıyla eÄŸiliyorum) ve sonra da oturup uzun uzun yazacak gördüklerini, iÅŸittiklerini...
Umarım TuÄŸçe cami partilerine katılacaktır. Ama bunu yapmadan önce Tom Wolfe'un 'Radical Chic and Mau-Mauing Of the Flak Catchers' adlı kitabını da hızla okur. Åžimdi kalkıp kütüphaneme bakacağım, bende varsa ona hemen göndereceÄŸim kitabı... KorktuÄŸum gibi, yok. Bunu da mutlaka Oray çalmış olmalı.