AKŞAM GAZETESİ | SIYASET | 16 MART 2009, PAZARTESİ

Balbay'ın günlükleri deşifre edildi

'İşte Mustafa Balbay'ın tartışılan günlükleri' başlığıyla Tempo24'te yayınlanan haber şöyle:  

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması “gazetecilik gereği tutulan notlar, gazetecinin topladığı bilgiler tutuklamaya delil sayılır mı” tartışmasını doğurdu.

Tartışmadaki iki karşıt cephe de “gazetecilik faaliyetinin tutuklama gerekçesi sayılamayacağını” vurguladı. Ancak bu tutuklamanın sağlam hukuki dayanaklara sahip olabileceğini söyleyen taraf, Balbay’ın “gazetecilik faaliyeti sergilediği için değil, darbe girişimlerine adı karıştığı için cezaevinde olduğunu” iddia etti.

Bu tartışmanın sağlıklı bir zeminde yapılabilmesinin tek koşulu, Mustafa Balbay’a atfedilerek el konulan ve soruşturma makamlarının yanı sıra Cumhuriyet gazetesince de tutuklamanın temel dayanağı olarak görülen günlük düzenindeki notların taşıdığı içeriğin bilinmesiydi.

Günlükler, ikinci Ergenekon iddianamesinin dayanaklarından birisi olarak değerlendirilmiş bulunuyor.

Söz konusu günlükler, soruşturma makamlarının kayıtlarına göre “Balbay’a ait Casper marka dizüstü bilgisayar içerisinden çıkan Western Digital marka, seri numarası WMAM9EF31256 olan bilgisayar hard diskinde yapılan incelemede” görülen farklı kaydedilmiş dosyaların birleştirilmesiyle oluşturuldu.

Tempo24’ün ulaştığı birleştirilmiş dosya, toplam 334 bin 882 –boşluklu- vuruştan oluşuyor. Soruşturma makamlarınca Mustafa Balbay’a atfedilerek ele alınan günlükte her diyaloğun dibine “DEĞERLENDİRME” başlığı altında, görüşmede geçen isimler, rumuzlar, tarihler ve olaylar konusunda bilgiler düşüldüğü görülüyor.

Tempo24, 'Özü bozmayan teknik birkaç ayıklama dışında aynen yayımladığımız bu “değerlendirme” dipnotlarının araştırmaya dayalı oldukları anlaşılmakla birlikte, yer yer kesinlik taşımayan ancak kuvvetle vurgulanan tahminler olarak metine eklendiğini' belirtiyor ve şöyle ekliyor: Birçok isim ve rumuzun metinlerin akışından net olarak anlaşıldığını, ancak az sayıdaki bazı dipnotlarda hataya düşülmüş olma olasılığının bulunduğunu da not düşelim.


Günlükte neler var?

Soruşturma makamlarınca Mustafa Balbay’a atfedilerek değerlendirilen günlüklerin “gazetecilik faaliyeti tutuklama delili olabilir mi” – “tutuklama gerekçesi gazetecilik değil” tartışmasına ışık tutabilecek ifadeler taşıyan bir içeriği bulunuyor.

Notlarda “darbe girişimi” konusunda, daha önce Nokta dergisince ortaya çıkarılan “Sarıkız” ve Ayışığı” planlarında da ön sırada yer alan (dönemin) Jandarma Genel Komutanı Şener Erguygur’un adı öne çıkıyor. Ancak AKP Hükümeti için demokratik yolların tükendiği düşüncesinin Eruygur ile sınırlı olmadığının, çok sayıda generale atfen darbe eğilimi ifadesinin yer aldığının altını çizelim.

Konuşmalarda genellikle “bir numara”, “birinci” ve “tepedeki” olarak anılan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün darbe eğilimi taşıyan isimlerce ağır ifadelerle anıldığı dikkat çekiyor. Özkök’e yöneltilen sıfatlar arasında “molla” da bulunuyor.

Günlüklerde, “1” olarak anılan Genelkurmay Başkanı Özkök ile “59” olarak anılan Erdoğan liderliğindeki 59. Hükümet’in aynı anda gitmesi gerektiği, “30-60 gün içinde harekete geçileceği” gibi çarpıcı diyaloglar da yer alıyor.


Gazetecilerin durumu ne?

Günlüklere göre, darbe niyetini saklamayan Şener Eruygur’a “Paşam, sizin bir numara ile kafanızdakileri yapmanız çok zor” diyen, generallerin Hilmi Özkök’e giderek “sizinle olmuyor” demesini öneren bir gazeteci var.

Diyaloglar, darbe olduğunda Eruygur’a “Kara Kuvvetleri Komutanı olacağını” söyleyen gazetecilerin de olduğunu gösteriyor. Ancak günlükler bu diyaloglardaki gazetecilerin adlarını içermiyor.

Tartışmanın odağında bulunan isim olan Mustafa Balbay’ın askerlerle yaptığı görüşmelerdeki diyaloglar ise, kendisine atfedilen bu günlüklerde en uzun bölümleri oluşturuyor.

Tempo24, günlükleri yayınlamadan önce şu notu düşmüş:

'Yayımladığımız dosyanın ardından doğacak tartışmada, görüşlerin “bunlar ikinci darbe günlükleridir” görüşünden “yapılan gazetecilik faaliyetidir” iddiasına kadar uzanabileceğini öngörüyoruz.

Hukuki sürece elbette yargı karar verecek. Ancak mesleğimiz açısından da önem taşıyan ve Türkiye gündemine oturan bu tartışma için yegâne sağlıklı zemini oluşturacak bu notlarla sizi baş başa bırakırken, sayfalarımızın günlüklerde adı geçen bütün isimlerin cevap hakkına sonuna kadar açık olduğunun altını çizmek isteriz.'

İşte Tempo24'de yayınlanan günlüklerden bir bölüm:

ERUYGUR: ÜÇ ARKADAŞIMLA BİRLİKTE YÜRÜME KARARI ALDIK

Tarih: 18.2.04... Meclisin karşısında 10.30-12.0 

SE-    benim bir önerim var, birbirinden bağımsız, bölük pörçük hareketlerler var. Bunları bir araya getirip çoğaltmak lazım diyorum..

İS-     Aynen biz de öyle düşünüyoruz. ADD'ler var. Üye sayısı 100 bini üzerinde şube sayısı 503 olmuş... Bunlar Anadolu'da çoban ateşleri gibi duruyor... Ben Aydın'a gittiğimde dönerken bu aklıma geldi..

SE-    Biz bir çalışma yaptık. Öteki üç arkadaşımla birlikte konuştuk. Bu kararı aldık. Artık yürüyeceğiz. Kararı aldık. Burada arkadaşımız Plan Prens. Ali her şeyi notc ediyor. Bilgi de verecek... İlk iş olarak 3 Mart Hilafetin Kaldırılışı ve Tevhidi Tedrisat Kanunun yıldönümü. O gün büyük bir toplantı yapılacak. Biz de çağrılı olarak geleceğiz. Öteki arkadaşlarım da gelecek... Konuştuk onlarla da. hani dedim ya yüzde 1 yüzde 99'a uymak zorunda. Biz artık ona bakmıyoruz. Kendimiz yürüyoruz

İS-     Bizim çalışmamız da şöyle, (çizerek) bir üçgen, en tepesinden teğet olarak yana bir çizgi, ucunda bir diktörtgen. Ortasında bir yuvarlak, çekirdek. Üçgen ADD, dikdörtgen ortak bildiriye imza atacak derneklerin temsilcileri, ortasındaki çekirdek de bildiriyi kaleme alacak olan dar grup... (metin Aliye verildi

 SE-   Mutlaka bir şey yapmak lazım... Zaman geçiyor... İlk iş olarak mart ayında 3 martta bunu yaparken, Denktaş’a da omuz vermek gerekli.. Belki onu da çağırırız, bizler dinleyici bölümünde otururuz..

-            Kıbrıs'ta ne oluyor sizce

SE-   işte orada ne olduğu tam olarak bize de bilgi vermiyorlar

-       Bir bildirinin söz konusu olacağını söylemiştiniz.. 

SE-    İşte onu biraz yazılıp çizildikten sonra yapmak istiyoruz. Şimdi, komutana, Köşk'e bilgi verildiği onların kabul ettiği söyleniyor. Bizde böyle bir bilgi yok. Yani böyle olduğuna ilişkin bir bilgi yok. Öymen'in konuşmasındaki o bölüm çok önemli.. 

İS-     Tabii burada dengeler çok önemli. AB karşımızda ABD karşımızda, ona göre hareket etmek gerekiyor..

 

‘ARTIK BİZ YOLA ÇIKTIK’



SE-    Evet onlar karşımızda ama bizim de gücümüz var. Dayandığımız bir güç var. buna inanıyoruz. Bunu harekete geçirmek lazım. Biz kimlerle görüştük, bilgi verelim. Anıl ÇEÇEN, Yıldırım KOÇ, Malatya, İstanbul, Samsun, 9 Eylül Rektörleri. Onlar çok heyecanlı. Malatla falan bir görseniz, bu işi yarına bırakmayalım diyecek kadar heyecanlı. Buna yeni rektörler de katılabilir. Artık bilen bilir, gören görür, biz yola çıktık..

İS-     bu Turgay benin canım ciğerim. Yurtsever, buna inanın... Bakın Gürbüz de öyle. İstanbul gibi bir yerde belediye başkanlığı yapıyorsanız, burası bir de yeni imara açılan bir yerse bazı işleri racon keserek yapmanız gerekir. Ama benim sözümden çıkmaz. Şunu yap derim yapar..

SE-    tamam, zaten bizim yeni staretjimiz şu: bölücü olmasın, mürteci olmasın yeter. En geniş katılımı böyle sağlarız... Ama adamın da iyice kire, çamura bulaşmamış olması gerekir..Bir şey yapmamız lazım. Bazen gece birden uyanıyorum ve ne yapmak lazım diye hayıflanıyorum..”

DEĞERLENDİRME

Söz konusu yazıda ‘SE’ olarak belirtilen şahsın görüşmenin yeri, içeriği ve diğer notlarla benzerliği dikkate alındığında (E) Org. Mehmet Şener ERUYGUR olduğu, ‘İS’ olarak belirtilen şahsın ise Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi İlhan SELÇUK olduğu, incelemenin geneli dikkate alındığında ise ‘Turgay’ isimli şahsın Park Holding Yönetim Kurulu Başkanı ‘Turgay CİNER’, ‘Gürbüz’ isimli şahsın ise ‘Gürbüz ÇAPAN’ olduğu değerlendirilmiştir .

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada, 03 Mart 2004 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneğinin Ankara Ticaret Odasında ‘Hilafet’in İlgası ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun 80.yılı ile günümüz Türkiye’si’ konulu panele Hava Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve bazı üst düzey askeri yetkililerin katıldığı görülmüşt
ür.

 

ERUYGUR’DAN BALBAY VE ÇÖLAŞAN’A: BLOK OLARAK İLERLEYECEĞİZ

21 Nisan 2003 pazartesi günü

Emin ÇÖLAŞAN ile birlikte Şener ERUYGUR'la yemek. Beşevler, Anıttepedeki Jandarma Tesislerinde.. Başlangıçta imam hatip okullarına ve irtica yuvalarına operasyonlar. Bazı videolar gösterdi. Bunlarla kararlı mücadele. Çölaşan biri sordu. O da bunlar önemli değil, bir blok olmak önemli dedi. İleri gidene biraz dur, geride kala yürü diyeceğiz ve bir blok olarak ilerleyeceğiz dedi..

Bunların azgınlığından söz etti. 23 Nisanda ne yapmak gerektiğini konuştuk. Mutlaka bir duruş göstermek gerektiğini söyledi. Olamaz dedi. Bunlar böyle dedi..”


‘İZLEME, DEĞERLENDİRME SAFHASI BİTTİ, UYARI AŞAMASI BAŞLADI’

“22 Nisan Salı günü

Aslan GÜNER Paşayla Tle. görüşmesi..

23 Nisan resepsiyonuna katılmama eğilimi... İzleme, takip, değerlendirme safhası bitti. Bundan sonra uyarı ve duruş aşaması başladı dedi. Bunun ısrarla altını çizdi.

23 nisanda Meclisteki resmi törene katılırız ama, akşamki resepsiyon özel sayılır bunu öyle değerlendireceğiz..”


DEĞERLENDİRME

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada Aslan GÜNER’in belirtilen tarihte Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreteri olduğu ve yazı içerisinde geçen ‘resepsiyon’un 23 Nisan 2003 tarihinde dönemin TBMM Başkanı Bülent ARINÇ tarafından verilen resepsiyon olduğu değerlendirimiştir.


‘BU İŞİ 28 ŞUBAT’TA BİTİRECEKTİK, PLANLADIK, KARADAYI BİZİ UYUTTU’

23 Nisan çarşamba

Fatih ve ŞENEL'le Şeratonda sohbe

- Yav biz bu işi 28 Şubatta bitirecektik. Bunu o gün üç kişi planladık, Bir,Fevzi Ben. Her şeyi hazırladık. Bakanlar kurulunu dahi. Müsteşarları bulmak zordu onları da tamamladık. Karadayı bizi uyuttu. Az sonra dedi, hemen dedi. Hükümet devrilsin ondan sonra dedi..

Artık gelip 10-15 yıl gitmeden işleri hallettmek gerekiyor. Üstelik o ara AB de yoktu. Kopenhag olmamıştı. Şimdi her şey çok daha zor

Bugün durum çok kötü. Çok. Bir numara teslim olmuş durumda. Bunu lami cimi yok.

Onunla Recep arasında hat var. Hat var. Bunlar AB yasalarını tümüyle kendi çıkarları için uygulayacak. İşte imar yasası. Apartmanların altına mescit yapmanın yolunu açacak değişiklik planlıyorlar

Birin altı sağlam. Blok. Ama orası çok önemli.”


DEĞERLENDİRME

Diğer notlardaki görüşme akışından tarihin 2003 yılı olduğu ve netice olarak görüşmenin “23 Nisan 2003” tarihinde yapıldığı,

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada ve incelemenin genelinden‘Şenel’in belirtilen tarihte Genel Kurmay Adli Müşaviri Tümgeneral “Erdal ŞENEL”, ‘Recep’in Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN ve ‘Karadayı’nın Genel Kurmay eski Başkanı İsmail Hakkı KARADAYI olduğu değerlendirilmiştir.




ÖZKÖK VE HÜKÜMET GİTMELİ. İLK HAREKET 30-60 GÜN İÇİNDE’

Memet İLHAN’la sohbet

Her şey planlandğı gibi. 30–60 gün içinde ilk hareket. Sizin tahmininizden de öte. Çok öte. BİRİN yanısıra 59un da gitmesi gerek..

İçe kapandılar.2 aydır öyle. Aytaç paşa çok ağır konuşacak. MGKda konuşacak. Son tümce şu olsun demiş bunlar yapılmazsa kırılma yaşanır.' çok hazırlıklı gelecekler. Bunu biliyoruz. Ona göre konuşmak lazım. Aslında onlara konuşma diye de değil, doğru neyse o. söylenip tamam denmesi lazım. bunlar cevap veriyor. Öyle görünüyor


‘TÜMÜYLE BİR TEMİZLİK, SBF MEZUNU SUBAYLAR VAR’


Tümüyle bir temizlik. SBF mezunu, yerel yönetimleri bilen, eğitim almış subaylar var bu son şans olabilir. Yoksa daha kötü. Tümüyle bir yenilik. her konuda.. AB sürecini de engellemeyecek bir süreç. böyle olmalı..

Merdyanın durumu bizi çok düşündürülyor. çoğu satımlı

ABD ne yapar bizim harekete o belli değil. Acaba... BİR Numara en çok ona mı güveniyor. Olabilir.

Öz ÖR, Çetin, Tamer emekli edilirse bu iş bitmiş demektir. Ya da 27 benzeri bir şey olabilir demektir. O da kanlı olur. Komlar da öyle düşünüyor.

Irakta başarısızlık, Kıbrısta son durum biraz rahatlattı ama, o da başarısızlık. Olay sadece irtica değil, Türkiye kayıyor bizi örnek müslüman ülke olyarakm tanıtıyorlar İslam dünyasına olmaz..

CHPden bir şey beklenmez. Bu hareket onu hesaba katmadan yapılacak.

STKler orduyu çekiyce güçsüz kalır. Bu sistemi koruyamazb. Onlar da bunun farkında. Kemalizmi bir ideoloji olarak gösteremediğimizi biliyorlar. Bunu söylüyorlar bize.

İrtica zaferinden emin. Çok emin. Geliyoruz diyorlar

Ankarada resepsiyona katılınmadı aman Anadoluda katılırdı. Düştü Anadolu. Belki 19 Mayısta bir genelge çıkarıp türban varsa toplantıya katılammamasıılı

1-bunlar değişmeyecek

2- bir numara değişmeyecek

3- CHPden bir şey umulamaz


4- vakit kaybetmemeli

5-bu kez tümüyle halletmeli

MGK bir istişare yeri haline geliyor. O hale getiriyorlar. Bu kabul edilemez. Yaptırımı yok. Baktım Aytaç paşa MGK da hep konuşmuş, ama o kadar. yaptırımı yok”


DEĞERLENDİRME

Not içerisinde ki 23 Nisan’a katılım sağlanmadığı ve 19 Mayıs için bir genelge çıkarılması şeklindeki bilgilerden görüşme tarihinin 23 Nisan 2003 ile 19 Mayıs 2003 arasında gerçekleştiği değerlendirilmiştir.

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada ‘59’un 14 Mart 2003 tarihinde AKP genel Başkanı Recep Tayip ERDOĞAN tarafından kurulan 59. Hükümet,‘Aytaç paşa’nın dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç YALMAN, Mehmet İLHAN’ın üst düzey bir askeri personel, “Öz ÖR”ün dönemin Donanma Komutanı Özden ÖRNEK, ‘Çetin’in dönemin 1.Ordu Komutanı Çetin DOĞAN, ‘Tamer’in dönemin 3.Ordu Komutanı Tamer AKBAŞ,‘27 Mayıs’ın 27 Mayıs 1960’da Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri dışında yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askeri müdahale olduğu görülmüştür.

Ayrıca Çetin DOĞAN ve Tamer AKBAŞ’ın 30 Ağustos 2003 itibariyle emekli oldukları görülmüştür