Mahsun Kırmızıgül'ün yeni filmi GüneÅŸi Gördüm, nihayet sinemalarda. Beyaz Melek'i izlediÄŸimden beri merakla bekliyordum. Ve zaten öyle isimlerden, öyle büyük övgüler aldı ki; ÅŸahane bir film izlemek için hazırdım. Ancak daha ilk karede Mahsun'la burun buruna gelmeye hazır deÄŸildim! Sonrası da öyle... Mahsun'un, hiçbir ÅŸey yapmasa bile soru soran gözlerle kadrajda olmadığı bir düÄŸüm - çözüm sahnesi yok gibiydi. Bence filmi zedeleyen en önemli hata bu...
AfiÅŸe gölge adam olarak damga vuran, yazan - yöneten Mahsun Kırmızıgül, film boyunca seyircinin yakasını bırakmıyor. Hiçbir duyguyu onsuz yaÅŸamaya izin vermiyor. Bütün karakterlerin trajedisine ortak oluyor. Hiç gerek yokken, kadraja girip duvarın dibine çömeliyor ve 'hepimiz kardeÅŸiz' diyen gözlerle hikayeyi zayıflatıyor, mesela.
KeÅŸke yanında birisi olup, uyarsaydı Mahsun'u... 'Bak bazı sahneleri, bir de sensiz çekelim. Sonra karar veririz hangisini kullanacağımıza' deseydi. EÄŸer öyle yapılsaydı, Mahsun'un o büyük sahneleri daha da büyür, etkisi kat be kat artardı...
***
Birçok önemli ve sert konuyu bir arada anlatıyor GüneÅŸi Gördüm. Fazla detaya girip filmin heyecanın bozmak istemiyorum. Neticede, deÄŸerli bir çaba ve iÅŸ var ortada. Ama keÅŸke; yakan, yıkan, alan, yutan; ölümün kol gezdiÄŸi bir Türkiye ve yaÅŸlı Norveç fiyordları kadar eski bir mesaj bombardımanı olmasaydı nihai tablo...
Yanlış anlaşılmasın, çizilen o Türkiye resmine yok itirazım. Ancak Norveç üzerinden yapılan mukayese, olsa olsa uluslararası festival komitelerinin gözünü yaÅŸartır.
***
Neyse, olmuÅŸla ölmüÅŸe çare yok. Her ÅŸeye raÄŸmen, sinemada alacağı daha uzun bir yol olduÄŸuna inanıyorum Mahsun Kırmızıgül'ün. Bütün ekibi kutluyor ve 'ellerinize saÄŸlık' diyorum.
BİLGELİK:
Filozof Diyojen'e sormuÅŸlar: 'Üstadım! Niçin iki kulağımız ama bir tek aÄŸzımız var?'
Diyojen: 'Az konuÅŸalım, ama çok dinleyelim diye' demiÅŸ.
Mutluluk, en büyük intikamdır
CNN Türk'ün en genç yapımlarından, Reha Muhtar'la Çok Farklı'ya konuk oldum geçtiÄŸimiz akÅŸam; AyÅŸe Özyılmazel, Nilgün Belgün ve Aslı Öymen'le birlikte. Gündeme, farklı bir kadın gözüyle bakmak için oturduk masaya.
Bir önceki haftanın yıldızı, ABD DışiÅŸleri Bakanı Hillary Clinton'la baÅŸladı program. Eski Amerikan BaÅŸkanı olan kocası, Bill Clinton'ın devirdiÄŸi çamlar ve eski defterler açıldı akabinde... 'Aldatıldığınızı bütün dünya bilse, siz ne yapardınız?' diye sordu Reha Muhtar. Zor soru, ama Hillary'nin yaptığını yapardım ben gene de...
Eski 'first lady' Hillary Clinton'ın bugün geldiÄŸi pozisyona bakarak, dünyanın gözü önünde Bill Clinton'dan, 'Oval Ofis'in intikamını fena halde aldığını düÅŸünülebilir... Peki amaç, bu olabilir mi?
Başına o derece berbat bir iÅŸ gelen kadın, kendini iÅŸe güce verdi ve istisnai bir baÅŸarı öyküsü yarattı. Sonuç? Kocadan öç aldı... Tamam, dışarıdan böyle bir okuma yapılabilir yapılmasına, ama gerçeÄŸin farklı olduÄŸunu düÅŸünüyorum.
O kadar zor bir arenada, o denli büyük bir mücadele veren Hillary Clinton, bütün bunları kendisi için yapıyor. Kendine olan inancı ve kendi amaçları için... Kocasının mutsuzluÄŸu uÄŸruna deÄŸil, kendi mutluluÄŸu için çalışıyor. Ki zaten en büyük intikam, 'mutluluk' deÄŸil mi?
Ama iÅŸle... Ama aÅŸkla... Bir ÅŸekilde mutlu olmayı baÅŸarmak, bize yapılan bütün haksızlıklara verebileceÄŸimiz en saÄŸlam cevap olacak ve bütün yaraları saracaktır. GeçmiÅŸle yaÅŸamak, intikam peÅŸinde koÅŸmak yerine kendine dönmek ve kendi hayatı için çalışmak, eninde sonunda mutlu eder insanı. BaÅŸardığınız noktada, öcünüzü aldığınızı görmek de bonus! İyi hafta sonları...