Televizyon kanalları neredeyse bana bile soracaklardı: 'Sizce uçağın düÅŸme sebebi neydi?'... Her kafadan çıkan sese mikrofonlarını uzattılar çünkü... Türkiye'nin en büyük, evet altını kalınca çizerek söyleyelim, tam anlamıyla yegane uluslararası milli markası THY'nin kaza geçiren uçağın verdiÄŸi hasardan çok daha fazla zarar görmesine neden olabilecek bir tonda eleÅŸtirilmesini hüzünle izledim...
Bazı medya organları ne yazık ki bir kez daha sınıfta kaldılar... Yurtdışından arkadaşlarla konuştum. Batı basınının THY'ye vurduğundan daha fazla bizim basınımız 'bayrak taşıyıcı markamızı' hırpaladı durdu...
İletişim adına hata yapılmadı mı? Yapıldı...
Peki THY hak etmediği oranda neden eleştiri oklarına hedef oldu?
Aslında reaksiyon hızı hiç de fena deÄŸildi. (THY ilk basın toplantısını kazadan tam 1 saat 7 dakika sonra yaptı)
Kriz iletiÅŸimi sürecinde bütün inisiyatif, THY'den bekleniyorken nedense ilk resmi açıklama 12.40'ta Sivil Havacılık Genel Müdür Yardımcısı Suat Hayri Aka'dan geldi.
Ders bir: Kriz her zaman en üst düzeyde görevli tarafından yönetilir. UçuÅŸ güvenliÄŸi konusunda ahkam kesme durumunda olan Sivil Havacılık yetkililerinin çok sonra konuÅŸmaları gerekirdi. Aynen Atlas Jet'in uçağı düÅŸtüÄŸünde yaptıkları gibi. Aka'nın ardından UlaÅŸtırma Bakanı mikrofonların başındaydı. Yine de en temkinli o konuÅŸtu... Aynı saatlerde THY Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Topçu'nun son derece iyi niyetle ve gayrı resmi olarak yaptığı bir sohbette dile getirdiÄŸi anlaşılan '1 ölü 20 yaralı' ÅŸeklindeki tahmini, medya tarafından resmi açıklama gibi yansıtıldı.
Ders iki: Medyaya içten geldiÄŸi gibi 'dostane' tahminlerde bulunmak, istenmedik algı ve sonuçlara neden olabiliyor...
Bir iki dakika sonra Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Candan Karlıtekin ve Genel Müdür Temel Kotil Hollanda makamlarına güvenerek basının önüne çıktılar. Saatler 12.52'yi gösteriyordu: 'Allah'a ÅŸükür hiç ölü yok!'
Ders üç: Kriz durumlarında kaynaktan gelen bilgilerin doÄŸruluÄŸundan emin olmadan açıklama yapılmamalı!.. Yapılıyorsa da bütün olanaklar kullanılarak farklı birkaç kaynak tarafından bilgiler doÄŸrulanmalı...
THY Yönetim Kurulu'ndan 28 dakika sonra Hollandalılar basın toplantısı yaptılar. Hollandaca ve aralarında bir tek Türk görevli bulunmadan... Ölü sayısı 3-4 olarak verildi... Uçakla ilgili teknik bilgi hala medyaya ulaÅŸmamıştı.
Ders dört: Krizde iletiÅŸim önceliÄŸi kimselere verilmemeli. Peki, ne yapmak lazım? Önce yarım saatte bir sonra saat başı medyaya sürekli yeni bir takım bilgiler verilmeli. Medya ve kamuoyu her doÄŸru söylenmeden ama söylenen her ÅŸey doÄŸru olarak bilgiyle beslenmeli...
Saatler 14.45'i gösterdiÄŸinde Hollandalılar ya da kendilerine bilgi aktaran kaynak tarafından zor durumda bırakılan BaÅŸkan ve Genel Müdür gerekli düzeltmeyi yapmak üzere yine kameraların karşısına geçtiler: 9 ölü...
Ardından ders dört'te belirttiÄŸim husus nedeniyle özellikle Batı basını ve 'amatör uzmanlar' müphemiyet üretip duruyorlardı: Yok, benzin bitmiÅŸti; yok, yok, öÄŸrenci pilot uçağı yere çakmıştı; hayır, kazaya önden kalkmış uçakların yarattıkları boÅŸluk neden olmuÅŸtu; olur mu canım, wind-shire idi asıl neden...
Ders beÅŸ: İletiÅŸim bir kanaldır; siz dolduramazsanız baÅŸkaları doldurur o kanalı; hem de sizin hiç istemediÄŸiniz ÅŸekilde...
Sonuç: THY, Türkiye'nin tek ve en önemli uluslararası milli markasıdır. Üzerine kelam ederken iki kere düÅŸünmek gerekir. Her ÅŸeye raÄŸmen kriz iletiÅŸimi az hasarla yönetilmiÅŸtir. Ölçütlerden biri ve en önemlisi, İMKB'deki THY hisselerinin durumudur...
Dün CNBC-e'de de ifade ettiÄŸim ve orada görevli arkadaÅŸlarımızın doÄŸruladığı gibi, THY hisselerinde önemli bir hareket olmamıştır. Borsanın kendi doÄŸal hareketi dikkate alındığında, THY hisselerinin iyi bir pozisyonda oldukları bile söylenebilirmiÅŸ... İletiÅŸim ve itibar yönetimi adına her ÅŸey yalandır; bu veri doÄŸrudur iÅŸte...