Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Pamuk üzerine!

Dün bu sütunda Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin yayınladığı ve Türk tarımının geçirdiği yapısal değişiklikleri anlatan bir araştırmayı gündeme getirmiştik. Diğer taraftan elimize İzmir Ticaret Borsası dergisinin 2008 güz sayısı da geçti. Geçmişte bu dergiden tarım sektörü incelemeleri açısından çok faydalandığımı söylemeliyim. Bu sefer de pamuk konusunda 'ülkemizin pamuk üretiminden vazgeçmesinin rasyonel olmadığı' konulu bir araştırma vardı. Ancak bu sefer araştırmanın tezine katıldığımı söyleyemeyeceğim. Araştırmayı yapan Dr. İ. Pınar Nacak uzun zamandır takdir ile izlediğim bir kişi ve İzmir Ticaret Borsası AR-GE bölümünde görevli. Araştırmacı son yıllarda tarım üretiminin ekonomideki payının azaldığını ve tarımın nüfus kaybına uğradığını vurguluyor. Bunlar doğru. Tarım dış ticareti de açık vermeye başladı, bu da doğru. Ama bu gelişmelerin nedenleri ve sonuçları hakkındaki tezlere katılmam mümkün değil.
Araştırma işin talep yönü ile başlıyor. Dünyada lif tüketimi artmakta. 1980'li yıllarda 30 milyon ton olan lif tüketimi, 2008 yılında 71 milyon tona, pamuk lifi tüketimi de aynı zamanda 14 milyon tondan 27 milyon tona artmış. Pamuğun pazar payı ise  aynı süreçte yüzde 50 düzeyinden yüzde 40 düzeyine gerilemiş. Yazar gene özendirme yapıldığı takdirde, trendin dünya çapında tersine dönüp, pamuğa talebin ve pazar payının artmasını  bekliyor.
Pamuk tabii büyük çapta tekstil (iplik, kumaş), hazır giyim ve ev tekstili gibi alanlarda kullanılıyor. Hazır giyim için minimum 17 milyon ton pamuk gerektiği hesaplanmış, ev tekstili eklendiğinde pamuk talebi dünya çapında asgari 25 milyon ton olmak zorunda. Pamuk ayrıca yüksek katma değerli bir madde, 1 kilo pamuktan temel tekstil ürünü yapıldığında 10 kat, moda ürün yapıldığında 28 kata varan katma değer elde edilebiliyor.
Tabii pamuk talebi türev bir talep, tekstil hazır giyim ve ev tekstili gibi nihai ürünlere endeksli. Türkiye bugün, arz tarafında, uzun yıllar yatırım sonucu, AB içinde en büyük entegre tekstil ve konfeksiyon kapasitesine ulaşmış bir ülke ve küresel pazarda en önemli tedarikçilerden biri. Türkiye 2007 yılında 18.6 milyar dolar tekstil ve hazır giyim ve diğer ürün ihracatı yapmış ve ülke içinde çok da büyük istihdam sağlamış. Tekstil ihracatı dünyada 219 milyar dolar ile dünya ticaretinin yüzde 1.9 kadarını ve konfeksiyon ihracatı ise 311 milyar dolar ile dünya ticaretinin yüzde 2.6 kadarını oluşturuyor. Türkiye dünyanın sekizinci büyük tekstil ve dördüncü büyük konfeksiyon tedarikçisi konumunda. AB ülkelerinin tekstil ve konfeksiyon ithalatında ise Çin'den sonra ikinci konumda. Gene de 2005 yılında Dünya Ticaret Örgütü anlaşmaları çerçevesinde tekstil kotaları kalktıktan sonra, üretim miktar ve değer olarak artsa da, tekstilde rekabet gücümüz azaldı.
Ülkemizde pamuk üretimi, yani temel girdi arzı da daralmakta, pamuk ithalatı hızla artıyor, bu neden? Burada araştırmacı hemen 24 Ocak kararları, IMF, Dünya Bankası politikaları gibi yüzeysel ve siyasi içerikli, destekleme sistemleri gibi esas olmayan faktörleri gündeme getiriyor. İthal ikamesi yerine dışarıya ve serbest piyasaya açılmayı suçluyor. 2000-2007 arasında pamuk üretiminden vazgeçildiğini, ekim alanlarında yüzde 33, üretici sayısında ise yüzde 50 düşüş olduğunu vurguluyor. 1996 yılından itibaren de lif pamukta gümrük muafiyeti uygulanmasının, sıfır gümrük ile pamuk ithalatının başladığını belirtiyor. İçerinin ihtiyacı olan pamuğun üretimle değil ithalatla karşılandığını vurguluyor. Biz bu şikayetleri anlıyoruz ama analize hiç katılmıyoruz. Aşağıya bazı sorular yazacağız, Dr. İ.P. Nacak'ın cevaplarını doğrusu merak ediyoruz.
Tekstilde ihracat 20 milyar dolar düzeyine geldi. Peki tekstil ile ilişkili ithalat, ithal makine, ithal enerji, ithal kimyevi madde, ithal sentetik elyaf ve ithal konfeksiyon ne kadardır? Sakın ihracat rakamına çok yakın olmasın? Yani tekstil hazır giyim, konfeksiyon ve ev tekstili ile ilişkili döviz kazancımız, yani ülkenin bu sektörden net döviz kazancı bugün çok düşük olmasın?
Pamukta çok kaliteli Ege pamuğu gibi ürünlerimiz olmakla beraber pamuk üretimindeki verimliliğimiz dünyadaki pamuk verimliliğinin yanında çok düşük mesela yüzde 60 civarında olmasın, ham pamuk kaliteli olmakla beraber, nihai pamuk iplik ve kumaşta üretim sonrası kalite sorunumuz bulunmasın ve ithalat bu nedenle yapılıyor olmasın? Rekabet gücünün esası verimlilik, kalite  ve maliyet değil mi?
Rekabet gücümüzün eksikliği, örneğin iplik, kumaş gibi tekstil ürünlerinde Çin, Vietnam, Macau, Hindistan, Pakistan, Hong Kong, Kore gibi sanayide reel ücretin çok düşük olduğu ülkelere karşı dezavantajlı olmamızdan kaynaklanıyor olmasın, ve çözümün verimlilik artırmak yerine, yanlış teşhisle  kurun sürekli olarak değer  kaybetmesi olarak görülmesi olmasın?
Acaba destek vermekte esas sorunumuz, ülkemizin 2001 yılında GSYİH oranı olarak bütçe açığının yüzde 20 ve ülkenin kamu borçluluk oranının yüzde 90 değerine varması ile kamunun iflası sonrası, kamunun üreticiye destek veremeyecek hale gelmesi olduğu ve yüksek faiz düşük kur diye bir politika olmadığı, ama müflis devletin tamiri sorunu gerektiği olmasın? 2001 sonrasında 60 milyar dolar döviz satın alan Merkez Bankası'nın döviz talep ederken, nasıl dövizi düşük, TL'yi ise güçlü tutabilir?  Cevapları bekliyorum!

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3