İlk önce belki de en sonda söylemem gereken lafı baÅŸtan söyleyeyim de sonra açarım konuyu: Yerel seçimin sonucunu artık beklemeye gerek kalmadı. Davos'ta yaÅŸanılanlardan sonra yerel seçimi büyük ÅŸehirlerde kesinlikle AKP kazandı.
GüneydoÄŸu'da ne olacağı ise hala daha belli deÄŸil. Çünkü oralarda Davos çıkışının hem olumlu hem de olumsuz etkileri oldu.
Seçim oylaması sadece DışiÅŸleri Bakanlığı binasının içinde veya 'Ağır abi' olarak takılan son derece ciddi köÅŸe yazarları arasında yapılsaydı, belki AKP'nin kaybetmesi mümkün olabilirdi. Çünkü kibar diplomatlar ve aynı derecede kibar olan 'Ağır abi' köÅŸe yazarları hala daha Davos'un uzun dönemli olumsuz uluslararası etkilerini tartışa dursunlar, ErdoÄŸan bu arada büyük ulusal lider haline gelmiÅŸ ve hatta mazlum ülkelerde de lider olarak görülüyor.
Oralarda insanlar yeni doÄŸan bebeklerine ErdoÄŸan adını veriyor, meydanlarda Türk bayrakları açılıyor.
Yani anlayacağınız özellikle büyük ÅŸehirlerde yerel seçim sonuçları çoktan belli oldu bile. Bu Davos'un olumlu etkisinin olduÄŸu kadar CHP'nin isminin orta harfi olan H'nin halkı anlattığını çok geç fark etmesinden de kaynaklanan bir sonuç.
Deniz Baykal bir süre önce geç de olsa doÄŸru bir karar verdi ve halkın arzularını dışlayarak hatta bazı talepleri zararlı görerek politika yapılmasının mümkün olmadığını nihayet anladı. Politika yaparken Mustafa Sarıgül yaklaşımını uygulamanın doÄŸru olduÄŸunu tespit etti.
Politikacı 'siyaset girmez' denilen camilerin de içine girerek halkın yanında durduÄŸunu göstermeliydi. Baykal, özel önem verdiÄŸi İstanbul için örgütün başına Gürsel Tekin adında genç, dinamik ve halkın isteklerini anlayabilen bir baÅŸkan getirdi. CHP'nin cami stratejisi böylece uygulamaya sokuldu.
Halk inancı ve beklentileri açısından AKP'yi kendisine yakın buluyordu. CHP ise halka yabancıydı. (Cumhuriyet tarihimiz boyunca bu böyle oldu, cumhuriyet projesinin baÅŸarısızlığı da bundan kaynaklanıyor.)
Atılan adım son derece doÄŸruydu. Belki de onlarca sene önce atılması gereken adımdı. Cumhuriyet rejiminin çocukluk hastalıklarının tedavi edilmesi yolundaki en büyük adımlardan bir tanesiydi. İlk baÅŸlarda, ulaşılan halktan çok olumlu tepkiler alındı.
Her ÅŸey iyi gibi gidiyordu, bu nedenle umutlar arttı. Belki de cumhuriyetin kurulduÄŸu günden beri süren CHP'nin halktan yabancılaÅŸmasına nihayet son verilebilecekti.
Ancak bir büyük sorun vardı. CHP deplasmanda oynamaya baÅŸlamıştı.
AKP'nin tamamen kontrolünde olan ve yönlendirmeyi çok iyi bildiÄŸi, isterse uyurken bile hiçbir efor sarf etmeden yapabileceÄŸi ÅŸeyleri yapmaya çalışıyordu yeni CHP.
Cami stratejisi uyarınca dini duyarlılıklara saygılı parti görünümüne bürünmeye uÄŸraşıyor ama artık çok geç. Omuzlarında uzun yılların ağır yükü var. Halk aslı ortadayken taklidi niye almak istesin ki? Mesele bu kadar net.
Nitekim CHP'nin yeni stratejisinin pamuk ipliÄŸine baÄŸlı olduÄŸu ve AKP'nin istediÄŸi zaman oyunun kurallarını koyacağını BaÅŸbakan, Davos'ta planlı çıkışı ile gösterdi.
BaÅŸbakan, CHP'nin artık duyarlı olduÄŸunu ikna etmeye çalıştığı insanları 10-15 saniye içinde kendisine tamamen baÄŸlayıverdi.
AKP ve ErdoÄŸan, CHP'nin yeni yeni keÅŸfetmeye çalıştığı halkı çok iyi anlıyor. Çünkü onların içinden geliyor.
CHP'lilerin büyük çoÄŸunluÄŸunun halk nosyonu, ders kitaplarından alınmış, öÄŸrenilmiÅŸ teorik bilgiden ibaret ancak.
Bu yol da kapandığına göre CHP ne yapmalı ki; artık kapısına kilit mi vursun?
Bunu önerenler de çıkacaktır ama benim baÅŸka bir önerim olacak.
CHP aslında temelde doÄŸru olan yeni stratejisi gereÄŸi yapmaya baÅŸladığı halka açılım çabalarını sürdürsün ama uzun dönemde din duyguları ile sol düÅŸüncenin nasıl birleÅŸtirileceÄŸini de düÅŸünmeye baÅŸlasın.
Neredeyse yıllardır yazıyorum, 'Cemil Meriç'i okuyun' diye bıkmadan söylüyorum ve hatta eskiden gazetede Cemil Meriç düÅŸüncesi üzerine dizi bile yaptırdım. ÇoÄŸu insan 'bu da nereden çıktı' diye bakmıştı. Ama ben ısrarlıydım, çünkü o okumanın gerekli olacağı günün geleceÄŸini gayet net görüyordum.
CHP dini duygulara saygılı, içerikli politikayı AKP'nin oynadığı sahada taklit etmeye çalışırsa baÅŸarı ÅŸansı hiç yok. Bunu Davos ve sonrasında olanlar gayet net göstermiÅŸ olmalı.
CHP ÅŸimdi dini duygular ile sol/sosyalist yaklaşımın nasıl baÄŸdaÅŸtırılacağı üzerine bir an önce çalışmaya baÅŸlamalı. Cemil Meriç'i dikkatle okuyarak baÅŸlayabilirler.
BildiÄŸim kadarıyla klasik kitaplar arasında Antonio Gramsci'nin bu konuda çalışmaları olmalı. Keza Gramsci'nin düÅŸüncesinin mirasçıları olan İtalyan Komünist Partisi'nin düÅŸünürleri komünizm ile din iliÅŸkisi üzerine düÅŸünmüÅŸlerdi. Bunları da bulup bir zahmet okusunlar.
Bu arada İdris Küçükömer ve Necip Fazıl Kısakürek'i de unutmamak gerekiyor. EÄŸer okumaya üÅŸeniyorlarsa partide seminerler düzenlesinler. Ben gelip öÄŸretirim isteyene.
Bunları ilk önce öÄŸrensinler de bu bilgiler CHP'ye yaramazsa bile öÄŸrendikleri, mutlaka Türkiye'ye uzun vadede yarar.
Bu arada ülkenin hakim söyleminin nasıl sadece AKP tarafından belirlenmeye baÅŸlandığının da farkındasınız deÄŸil mi? Bu AKP için büyük bir zafer, karşısındakiler için de büyük bir maÄŸlubiyet anlamına geliyor.
Tek söylemden, tek tür insandan ibaret ülke haline gelme tehlikesi de var. Bunu da bilelim.
Asıl çözüm farklı bir söylem yaratmakta yatıyor. Tek yol inanç ile sosyalist düÅŸüncenin sentezidir.