Önce Adana şivesini, örfünü, geleneklerini İstanbul sosyetesine taşıyan Dilber Hala girdi hayatımıza. Ardından 'başkomiser Yavuz' da 'Adanalı' özellikleriyle İstanbul Emniyeti'nin ve sokaklarının altını üstüne getirdi. Adana modası başladı ya peşi sıra diğer Adanalılar da dizilere katılmakta gecikmedi. 'Canım Ailem' dizisinin Samim'i, Semiha'sı, Halim'i, Seyhan'ı da dizilerin son Adanalılar'ı oldular.
Hafta sonu bir arkadaşımın davetiyle Adana'ya gittim. Kente daha adım atar atmaz, Dilber Hala, Adanalı Yavuz, Samim'inki gibi kaba saba karakterlerle karşılaşacağımı zannettim; çok yanılmışım. Adanalılar giyinişleri, görünüşleri, konuşma ve davranışlarıyla son derece modernler. Dizilerdeki gibi gardaş, hoşşik diye konuşanına, hayt huyt racon kesenine rastlamadım. Tanıştığım, karşılaştığım tüm Adanalılar kibardı. Üstelik bu dizi karakterleri Adanalılar'ı da rahatsız ediyor. Onlar da böyle kaba saba gösterilmekten hiç memnun değiller.
ADANA KEBABI YÜZEVLER'DE YENİR
Adana denilince akla ilk olarak Adana kebabı, Adana kebabı denilince de akla ilk Yüzevler Kebapçısı gelir. Adana Ziyapaşa Bulvarı'ndaki Yüzevler Apartmanı'ndan adını alan Yüzevler Kebapçısı'nın lezzetlerine İstanbul'daki Etiler, Sortie, Göztepe, Maslak şubelerinden aşinayız. Ancak ne demişler; taş yerinde ağırdır. Bu yüzden Adana'daki Yüzevler'de kebap yemeden Adana kebabı yemiş sayılmıyoruz. Öncelikle söyleyeyim Yüzevler sadece Adana kebabıyla meşhur değil. Analı kızlı çorbası, çiğ köftesi, ciğer kebabı, tavuklu ve dana etli Ali Nazik'i, fındık lahmacunuyla da çok başarılı. Kalabalık bir grup olarak geldiğimiz restoranda masamız bir anda patlıcan salatası, gavurdağı salatası, tulum peyniri, fındık lahmacun, minik pideler ve puf pidelerle donandı. Lezzetli bir başlangıç yaptık. Ardından masaya Yüzevler'in meşhur 1 metrelik Adana kebabı geldi. Ne yalan söyleyeyim 1 metrelik kebap bende lezzet olarak hayal kırıklığı yarattı. Kebap oldukça kuruydu; büyük olduğu için kıvam tutturulamamıştı anlaşılan. İlk lokmadan durumu anlayıp kendime normal bir porsiyon Adana söyledim, o harika çıktı. Sizin yolunuz da Adana'ya düşerse görünüşüne ve haşmetine aldanmayıp 1 metrelik Adana'dan uzak durun, 'normal' Adana yiyin. Bu arada mekanın servisi çok iyi, mezeler ve ana yemekler doyurucu, fiyatları da çok uygun. 20 TL'ye tıka basa doyuyorsunuz.
BATIYA AÇILAN PENCERE
Yakın bir döneme kadar Adana'da kaliteli otel bulmak zordu. Şehirde 1-2 kaliteli otel vardı ama Adana'da bir etkinlik olmaya görsün anında odaları doluyordu. Oda bulamayanlar da kalitesiz otellerin klimasız odalarında sivrisinek eşliğinde kabus dolu geceler geçiriyorlardı. 308 odalı, 17 katlı Hilton açılınca şehrin büyük bir eksikliği tamamlandı. Adana'da ilk kez gönül rahatlığıyla kalabileceğimiz bir otelin olması bizi sevindirdi. Seyhan'ın hemen kenarındaki Hilton Oteli, size mini bir Boğaz manzarası sunuyor. Yalnız uyarayım tek numaralı odaları Seyhan'a bakıyor, diğer odaların pek manzarası yok. Odalar salon büyüklüğünde. Hizmet kalitesi ve konforu çok iyi. Hilton, hafta sonumuza renk kattı. Anadolu'nun diğer şehirlerine de böyle bir otel lazım.
HATAYI KENDİNİZDE ARAYIN
Geçen hafta bazı lüks mekanların vergileri bahane ederek yüzde 300-400 kar oranıyla içki sattıklarını yazdım. Bu yüzden birçok işletmeci bana sitem etti. Ben gerçekleri yazdım. Özellikle kriz döneminde fiyatlar düşürülebilirdi. Madem bu kriz elbirliğiyle aşılacak, bu elbirliğine işletmeciler de katılacaklar ve kar oranlarını azaltacaklar. Bana sitem edeceğinize özeleştiri yapıp hatayı kendinizde arayın. Madem vergiler yüksek, neden başka semtlerde şöhret olmayan kulüplerde aynı marka içkiler lüks yerlerin üçte bir fiyatına satılıyor? Onların günahı ya da farkları ne? Sonuçta onlar da aynı vergiyi ödüyorlar ve lüks kulüplerden kat kat ucuz içki satmalarına rağmen kar ediyorlar. Bir kez daha düşünün, hata gerçekleri yazdığım için bende mi, yoksa sizde mi?