Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Bu ne ÅŸiddet ne celal AyÅŸe Arman sakin ol!

Aldatmamız için ‘mahalle baskısı’ olduÄŸunu anlattığım yazının tepki çekeceÄŸini biliyordum ama sakin tartışılmasını bekledim. Bu olgunluÄŸa eriÅŸtiÄŸini düÅŸündüÄŸüm bir kaynaktan çok kızgın ve sert yazı geldi.

Kendi yazımda onun ismini verdiÄŸimden cevap yazma hakkı gayet tabii ki var. İstediÄŸini de söyler ama benim ‘üzerinde düÅŸünelim, konuÅŸalım’ dediÄŸim asıl konu dışında her konuya deÄŸinmiÅŸ ve kızmış.

Onun evliliÄŸi nasılmış da, benimki nasılmış, o aldatmazmış (kimse aldatın demedi ki...), aldatmadım diyen erkekler bile aldatırmış, Yılmaz Özdil bu konuda ne demiÅŸ, Mutlu Tönbekici ne yazmış, falan filan... (Bir ara not; hiçbir çiftin yaÅŸamı dışarıdan bakanların gördüÄŸü, sandığı gibi deÄŸildir. Bir iliÅŸkinin gerçeÄŸini sadece onu yaÅŸayanlar bilebilir. Bu nedenle iliÅŸkiler üzerine ahkâm kesilmesi yanlıştır).

Vallahi açıkça söyleyeyim; ben kimsenin özel yaÅŸamı ile ilgili deÄŸilim. Bunları fazla merak da etmiyorum. Kim daha ahlaklı yarışmasına da çıkmadım, dedikodu da yapmıyorum.

Bir meseleyi manikürcü-pedikürcü kızların tavrıyla tartışamam. Önem verdiÄŸim bir meseleyi o düzeye çekemem, çekmeye çalışan olursa da onlara uymam.

Bu yazıda da Arman’ın kızdığı konuları deÄŸil ama asıl tartışmamız gerektiÄŸini düÅŸündüÄŸüm konuyu gündeme tekrar getireceÄŸim.

Asıl meselem, sadece Türkiye’deki deÄŸil, tüm dünyadaki ‘söyleÅŸi söylemi’ydi. ‘SöyleÅŸi söylemi’ üzerine kafa yormazsak, orada kullanılan söylemi deÄŸiÅŸtirmezsek bazı sorularımızla soru sorulanı baskı altına alabilir ve onu talep ettiÄŸimiz ÅŸekilde davranma veya yalan söylemeye teÅŸvik edebiliriz.

Benim AyÅŸe Arman’ın söyleÅŸilerinden örnek vermem de; onun bu ülkenin önemli mülakatçı gazetecisi olmasından kaynaklanıyordu, bu kadar...

Mülakatçının konumunu iyi anlayabilmemiz için psikiyatr ile hastası arasındaki iliÅŸkiyi biraz irdelememiz gerekiyor. Psikiyatr ile hastası arasındaki terapi süreci tam bir otorite ve boyun eÄŸdirme sürecidir. Otorite neredeyse mutlak biçimde psikiyatrın elindedir. (Bu baÄŸlamda biraz Michel Focault okumak gerekiyor).

O sorularıyla hastası üzrine bir hâkimiyet kurar, hasta da bir noktadan sonra doÄŸru cevaplar yerine doktoru memnun ve tatmin edecek cevaplar vermeye yönelebilir.(Otoriteye boyun eÄŸme üzerine nefis bir kitap Stanley Milgram’ın ‘Obedience to Authority’dir. Tüm gazetecilere, özellikle mülakatçılara tavsiye ediyorum bu kitabı).

Janet Malcolm adında bir yazar var. Ben bazen Janet Malcolm’un yazı yazdığı dergi veya gazetede yayın yönetmeni olabilmenin bir insana verilebilecek en büyük ÅŸeref olduÄŸunu düÅŸünürüm. İyi yazar olduÄŸu için hemen her konuda mükemmel yazılar yazmıştır o. ÇoÄŸunu altını çizerek okudum ben. Sylvia Plath’in yaÅŸamı, özellikle etkilendiÄŸim eseridir.

Bu mükemmel yazar bir de ‘Psikiyatri; imkansız meslek’ adlı bir kitap yazdı. Temelde yukarıda anlatmaya çalıştığım terapi sürecindeki otorite iliÅŸkisini çok daha derinden inceliyor.

Ben mülakat süreçlerinin aynen terapi süreçlerine benzediÄŸini düÅŸünüyorum. Mülakatçı terapideki psikiyatrist konumundadır. Yani otorite onun elindedir, söyleÅŸi yapılan da terapideki hasta konumundadır. Sorulan soruların hâkimiyeti altındadır, onlara göre yönlenir ve bir noktadan sonra da mülakatçıyı memnun edeceÄŸine inandığı cevapları da vermeye baÅŸlayabilir. Çünkü otorite tarafından onaylanmak ve kendi hakkında olumlu izlenim bırakmak gibi bir arzusu da doÄŸabilir.

Janet Malcolm, terapi süreçleri için yaptığı analizi ayrıca gazetecilik mesleÄŸi üstüne de uyguladı ‘The Journalist and the Murderer’ adlı kitap, iki bölüm halinde New Yorker dergisinde yayınlandığında Amerika’da gazetecilik mesleÄŸi üzerine müthiÅŸ tartışma yaratmıştı.

Malcolm gazeteciliÄŸin de imkânsız bir meslek olduÄŸunu düÅŸünür. Çünkü gazetecinin sorularıyla insanların özel hayatlarına girdiÄŸini, konusu olan kiÅŸilerin güvenini kazandıktan ve onları kendisine açtıktan sonra yazısıyla o iliÅŸkideki güveni tamamen yıkabildiÄŸini anlatır.

MesleÄŸimiz hakkında hiç de hoÅŸ olmayan ÅŸeyler söyler. Bunlara katılırsınız ya da katılmazsınız ama üzerinde düÅŸünülmeye deÄŸer oldukları kesindir.

Ben ‘mahalle baskısı’ var derken hiç kimseyi suçlamak filan deÄŸil sadece orada var olan söylemi düÅŸünelim dedim. Hele iliÅŸkiler ve cinsellik üzerine sorular soruluyorsa, sorgulanan kiÅŸi kendini çıplak hissedecek ve bazen de sorgulayanı hoÅŸnut etmek için var olduÄŸunu sandığı beklentiye uygun cevaplar verecektir.

Soru soran insan da, kendi cinsel yaÅŸamı hakkında hep coÅŸkulu yazılar yazıyorsa, soru sorulan kiÅŸi de kendisi hakkında yalan söyleyebilecek veya cevap vermek yerine kıvırtacaktır.

Bu tür sorular ve cevaplar hiçbir zaman sıkıcı olamaz. Çünkü bu tür konulara ilgi nereyse medeniyet kadar eskidir. Dolayısıyla bu konularda konuÅŸmayı tercih edenlere yöneltilecek bir eleÅŸtiri de yok. Profesyonel açıdan doÄŸru yapıyor olabilirler.

Ben sadece ‘iliÅŸkiler konusunu konuÅŸma söylemimize farklı bir boyut katabilir miyiz acaba?’ diye düÅŸünmeye çalışıyorum. Çünkü insanlar kendi cinsellikleri dışında da ilginç olabilmeli ve dikkat çekebilmeliler. EÄŸer bunu baÅŸaramıyorlarsa da uÄŸraşılmaya deÄŸmezler.

Mesela; cinsellik ile ilgili bölümü dışında ilginç olamayan bir insanın dediÄŸi lafları ben okuyamam ve o tür insanları temelde son derece sıkıcı bulurum.

İyi mülakatçı da insanın bu boyutunu ortaya çıkarmalıdır diye düÅŸünüyorum.

İyi olanı rutin olandan ayıracak bir kritere de ihtiyaç var doÄŸrusu.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3