Çok geriye deÄŸil, Abdullah Öcalan'ın yakalanıp İtalya'da 'konakladığı' günlere dönelim. O zamanlar İtalya BaÅŸbakanı Massimo D'Alema'ydı ve PKK liderini Türkiye'ye iade etmediÄŸi için basın tarafından 'dallama' diye adlandırılmıştı. Milliyetçi rüzgarlara kapılan yayınların da etkisiyle İtalya karşıtı gösteriler düzenlenir olmuÅŸtu. Haklı olarak baÅŸlayan bu protestolar kendini giderek İtalyan ürünlerinin boykotuna bırakmıştı. Sokaklarda İtalyan markalarına ait buzdolapları yakılıyordu. İş giderek absürtleÅŸmiÅŸti de: Koç grubunun ürettiÄŸi, yüzde yüz yerli, sadece İtalyan lisansıyla çıkan arabalar yakılıyordu.
Ve bu vandallar BeyoÄŸlu'nda eteklerinden tanıyıp fiÅŸledikleri İtalyan liseli kız öÄŸrencilerin üzerine saldırır hale gelmiÅŸlerdi.
Unutmamışsınızdır umarım.
Bir baÅŸka örnek: Eski ev kadını faÅŸist İçiÅŸleri Bakanı'nın aÄŸzından dökülen 'Ermeni dölü' sözünün Türkiye'de nasıl insanları birbirine düÅŸürdüÄŸünü hatırlar mısınız? Bu küçük kıvılcım deÄŸil miydi giderek büyüyüp Hrant Dink cinayetine kadar varan...
Katil zanlısı polisler tarafından eline bayrak verilerek, sevinçle kameranın önünde 'ağırlanmıştı.'
Yükselen milliyetçilik Türkiye'nin yakın tarihine Trabzon'daki rahip cinayeti gibi yeni kara lekeler ekledi.
Maalesef, Türkler protestoyla provokasyonu çok kolay birbirine karıştıran bir millet. Belki genlerimizde ve kültürümüzde demokrasi olmadığı için eylemler bu topraklarda hiçbir zaman sivil düzeyde kalmıyor. Ne otorite 'sivil' tepki veriyor, ne tepkiciler yeteri kadar 'sivil' davranıyor.
Åžimdi her geçen gün İsrail aleyhtarı mitingler düzenleniyor. Cüppeli, sarıklı, çarÅŸaflı insanlar tarafından. Tekbir çekiyorlar, aşırı İslamist sloganlar atıyorlar. BildiÄŸimiz duyarlı Türk Müslümanları deÄŸil bunlar, maalesef sayıları da epey fazla, giderek de çoÄŸalıyorlar.
Onların bu provokatif diline, bir de BaÅŸbakan'ın Türkiye'nin stratejik iliÅŸkilerini hiçe sayan üslubu ekleniyor.
Tamam, İsrail'in yaptıkları kabul edilemez. Çok zalim bir devlet politikası uyguluyor. Ama bütün gerçeklik ve akıl 'zavallı Filistin' hamaseti altında yok oluyor. HAMAS'ın bir terör örgütü olduÄŸu, İsraillerin gündelik yaÅŸamlarında ne gibi tehlikeler yaÅŸadığı gerçeÄŸi unutuluyor. Sinemaları, cafe'leri, otobüsleri bombalanan, gündelik yaÅŸamda aşırı paranoyak tedbirler almak zorunda kalan da bir İsrail halkı var...
Elbette bütün bunlar Gazze'de saldırılarını meÅŸru kılmıyor.
Tabii ki İsrail'in de eleştirilecek tarafları var.
Ama Türkiye bu iÅŸte de dozu kaçırıyor. İş bir provokasyona dönüÅŸtü. Ve maalesef bu ölçüsüz tepkilerin sonu 'Yahudi DüÅŸmanlığı'na varıyor.
Türkiye'nin tarihinde, Avrupa'yla kıyasladığımızda Yahudilerle iliÅŸkisinde neredeyse hiçbir pürüz, hiçbir sorun olmamış. İkinci Dünya Savaşı'nda insanlığın en büyük kıyımı yaÅŸanırken Türkiye dahil olmamış. Osmanlı Devleti, Yahudilere ev sahipliÄŸi yapmış.
Åžimdi bu denge bozuluyor. Birkaç sarıklının önderliÄŸinde toplumsal histeriye kapılmak üzere Türkiye. Hepimiz biliyoruz ki asli amaçları Türkiye'yi dönüÅŸtürmek: Laik ve demokratik Cumhuriyet'ten İslam Cumhuriyeti'ne geçiÅŸi saÄŸlamak.
İsrail'in Gazze'de yaptıklarıyla insanın özdeÅŸleÅŸmesi zor.
Peki baÅŸta Saadet Partisi'nin İsrail karşıtı mitingi olmak üzere, büyük ÅŸehirlerde patlak veren bu radikal dincilerle mi özdeÅŸleÅŸeceÄŸiz? SeçeneÄŸimiz bu mu? Onların sunduÄŸu ve üzerinden prim yaptığı düÅŸmanlığa alkış mı tutacağız? Yıllar sonra bu topraklarda bir din savaşının patlamasını mı istiyoruz? Kusura bakmayın, ben bu prostestocularla aynı safta yer almak istemiyorum.
Maksat İsrail devletini protesto etmekse orada tekbirin, sarıklının, cüppelinin ve onlarca baÅŸka siyasi simgenin iÅŸi ne?
Provokasyona getirilen halk ellerinde görünmez swastika'larıyla ÅŸov yapıyor meydanlarımızda. Bu iÅŸin nerelere varabileceÄŸini kestirmek zor deÄŸil. Ama maalesef BaÅŸbakan bile görmezden geliyor.
1 Mayıs mitinglerinde güvenlik gerekçeleriyle solculara saldıran 'gazcı kardeÅŸler', Vali Güler ve Polis Cerrah, radikal dincilerin eylemlerinde herhangi bir tehlike görmüyor mu?
BaÅŸka türlü bir Hrant Dink cinayeti tekrarlanırsa sorumluluÄŸu kimin üstleneceÄŸini merak ediyorum.
NTV'ye de CNN Türk'e de yazıklar olsun
Sabah saat 9:00 gibi çalan telefonla uyandım. Yalçın Küçük'ün gözaltına alındığını haber veriyorlardı. Ayrıntıları öÄŸrenmek için hemen televizyon karşısına geçtim ve haber kanallarını açtım. SKY Türk ve Habertürk çoktan yayına geçmiÅŸler, muhabirleriyle ayrıntıları anlatıyor, yorumculara olayı analiz ettiriyorlardı.
NTV ve CNN Türk uyuyordu!
Türkiye'de dün daha önemli bir geliÅŸme yoktu ama güya büyük bu iki haber kanalı kendi gündemlerindeydi: Turizm, spor, ekonomi haberleriyle yayın sürüyor, arada altyazılarla konuyla iliÅŸkin bir-iki haber 'lütfen' veriliyordu.
Halbuki dün sabah saatleri tam bir haber maratonuydu gazeteciler için. İsimler havada uçuÅŸuyor, dezenformasyon dalgası baÅŸlamış, herkes merakla ne olacağını izliyordu. Tam güzel haber yayıncılığı yapmaya elveriÅŸli sıcak geliÅŸmeler.
Bu arada Habertürk herkesin birkaç adım önüne giderek haberin 'merkezine' canlı yayın araçlarını çekmiÅŸti bile. Yalçın Küçük'ün Ankara ve İstanbul'daki evlerinin önü, Dalan'ın Yeditepe Üniversitesi, Sabih KanadoÄŸlu'nun evinin önünden muhabirler görüntülü baÄŸlantılarla an be an geliÅŸmeleri verdiler. Ancak saat 11:00 civarı ekranın parlak çocuÄŸu Mirgün Cabas ve RuÅŸen Çakır, bir gazeteciye baÄŸlanıp konuyu geçiÅŸtirdi. 'Hadi artık kendi gündemimize dönelim' diyerek de Gazze'yle ilgili haberleri deÄŸerlendirmeye baÅŸladı. Nasıl gazeteci bunlar? Hiç mi gündemden, haberden anlamıyorlar?
Hadi birinden umudum hiç yok zaten, kendisini popstar zannediyor. Ya RuÅŸen Çakır?
Peki NTV yönetimi? Yönetim katındaki bu hiperaktif çocuklar kafayı Müjde Ar'la bozacaklarına habere konsantre olsalarmış!
AkÅŸamüstü ancak uyanıp yayına geçtiler, baÄŸlantılar kurdular. GeçmiÅŸ olsun...
CNN Türk'te bildiÄŸim kadarıyla Mehmet Ali Birand ve AyÅŸenur Arslan tam olarak devreye girmedi henüz. O yüzden geçmiÅŸin mirası etkiliydi haber merkezinde. Bu miras da sıcak geliÅŸmeler karşısında özel yayına geçmemeyi emrediyor olmalı ki ekonomi bülteni uzadıkça uzadı.
Taha Akyol'un neden gazeteci olmadığının bir kanıtı iÅŸte. KurduÄŸu, büyüttüÄŸü kanal bu! Ağır, atıl ve reflekssiz. Eskiden olsa 'Haberi kasten gizliyorlar' derdim; birkaç olay üst üste binince anladım ki sebep farklı: Ne NTV ne de CNN Türk'te haberden anlayan biri var. İkisinin de haber refleksi sıfır.
Bu arada SKY Türk ve Habertürk, tıpkı Gazze saldırılarında olduÄŸu gibi onlara nal toplattı ve herkesten önce bütün ayrıntıları verdi.
Bravo ErdoÄŸan AktaÅŸ...
Bravo Serdar Akinan...
Haberci gibi haber kanalı yaptığınız için.